Yazılar

Küresel Kriz, Değişen Güç Dengeleri ve Uluslararası Finans Sisteminin Yeniden Yapılandırılması

ABD’de başlayan ve hızla tüm dünyaya yayılan küresel finansal krizin ekonomik etkilerinin yanında jeopolitik yansımalarının da olması, kriz sebebiyle uluslararası güç ilişkilerinin yeni bir dengeye oturması beklenmektedir.

Krizden sonra etkinliği artan G-20’nin (Group of Twenty) başta BRIC ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin yükselişi sebebiyle değişen uluslararası güç dengesinin bir yansıması olduğu, G-20’nin küresel yönetim rejiminin reformu yönünde atılmış önemli bir adım olduğu savunulmaktadır.

Küresel kriz, uluslararası finans sisteminin yeniden yapılandırılmasını gündeme getirmiş, süreci kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek isteyen başta G-7 ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkeler ve başta BRIC ülkeleri olmak üzere gelişmekte olan ülkeler arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Bu görüş ayrılıkları, uluslararası finans sisteminin yeniden yapılandırılmasını uluslararası politik mücadelelerin yaşandığı bir süreç haline gelmiştir. BRIC ülkeleri, küresel ekonomide artan ağırlıklarını siyasal etkinliklerini arttırmak için kullanmışlardır.

Başta G-7 ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkeler ile başta BRIC ülkeleri olmak üzere gelişmekte olan ülkeler arasında yeniden yapılandırma konusunda görüş ayrılıkları oluşmuştur. Gelişmekte olan ülkeler, IMF ve Dünya Bankası’nın karar alma mekanizmalarında daha fazla söz hakkı talep etmiş, kota paylarının ve oy haklarının dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelere uygun olarak tekrar düzenlenmesini talep etmişlerdir. Doların uluslararası rezerv para olmasının küresel ekonomide dengesizlikler yarattığını savunmuşlar, uluslararası para sisteminde reform yapılmasını ve para rejiminin çeşitlendirilmesini talep etmişlerdir.

G-7 ülkelerinin başını çektiği gelişmiş ülkeler ise uluslararası para ve finans sisteminde köklü reformlar yapılmasına mesafeli durmuşlar; teşvik paketlerini ve sermaye piyasalarının, bankaların ve diğer finansal kuruluşların yönetimi ve denetimi konularını ön plana çıkarmışlardır.

Eylül 2009’da gerçekleşen G-20 Zirvesi, krizin ilk aşamalarından itibaren çeşitli platformlarda yaşanan tartışmaların ve yapılan çalışmaların somut sonuçlarının gözlemlendiği bir zirve olmuş, uluslararası finans sistemiyle ilgili önemli kararlar alınmıştır. Liderler, G-20’nin uluslararası ekonomik işbirliğinin ana platformu haline geldiğini ilan etmişlerdir. Krizden çıkış sürecinin tamamlanmadığı ifade edilmiş; güçlü, sürdürülebilir ve dengeli bir küresel büyüme yaratmak için çerçeve belirlenmesine karar verilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin küresel krizin ilk aşamalarından itibaren devam eden baskıları sonuç vermiş, IMF ve Dünya Bankası’nda gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kota payı ve oy hakkı aktarımı yapılmasına karar verilmiştir. Aşırı temsil edilen gelişmiş ülkelerden az temsil edilen gelişmekte olan ülkelere IMF kota paylarında en az yüzde beşlik, Dünya Bankası oy haklarında da en az yüzde üçlük bir aktarım yapılması kararlaştırılmıştır. Kasım 2010’da Seul’da düzenlenen G-20 Zirvesi’nde gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere IMF kota paylarında yapılacak aktarım en az yüzde altıya çıkarılmış, IMF İcra Kurulu’nda Avrupa ülkelerinin sahip olduğu iki İcra Direktörü koltuğunun gelişmekte olan ülkelere verilmesi konusunda uzlaşma sağlanmıştır.

Yapılan bu düzenlemeler gelişmekte olan ülkeler tarafından olumlu bulunmakla beraber yetersiz görülmektedir. Bu düzenlemelerin gelişmekte olan ülkelerin uluslararası ekonomideki güçleri göz önüne alındığında son derece yetersiz olduğu, daha da önemlisi başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerin IMF’deki ve uluslararası para sistemindeki hakimiyetini esas itibariyle değiştirmediği savunulmaktadır.

IMF ve Dünya Bankası’nın karar alma mekanizmalarında yapılacak düzenlemeler olumlu karşılanmıştır. Bununla beraber, alınan kararların hayata geçirilmesinin önünde siyasi engeller bulunmaktadır. Eylül 2009’da düzenlenen Pittsburgh Zirvesi’nde alınan kararlar, Seul Zirvesi’nin düzenlendiği Kasım 2010 tarihi itibariyle G-20 ülkelerinin birçoğu tarafından onaylanmamıştır. Seul Zirvesi’nde alınan kararlar ise Haziran 2011 itibariyle hayata geçirilememiştir.

Uluslararası finans mimarisinin bundan sonra alacağı yeni şeklin, küresel krizin gidişatı ve ekonomik dinamikler kadar, uluslararası siyasete ve uluslararası güç dengelerindeki değişmelere de bağlı olması beklenmektedir. Başta G-7 ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelerin IMF ve Dünya Bankası’nın karar alma mekanizmalarındaki hakimiyetlerini kaybetmemek ve doların uluslararası rezerv para statüsünü devam ettirmek için çaba gösterecekleri; başta BRIC ülkeleri olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin ise uluslararası finans kuruluşlarındaki söz haklarını arttırmaya ve uluslararası para sistemini çeşitlendirmeye çalışacakları tahmin edilmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki bu çıkar asimetrisi sebebiyle yeniden yapılandırma sürecinin yavaş ilerleyeceği, küresel ekonomik dinamiklerle küresel güç dengeleri arasındaki etkileşimin devam edeceği öngörülmektedir.
 
Gökhan Özkan'ın CVsi için tıklayın Türkçe / English
29.06.2011 15:38
Yazarın Diğer Yazıları
Bu site içeriğinin telif hakları Uluslararası Çatışma Çözümleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz. Bu sitede yer alan CICR'nin kurumsal bilgileri ile CICR Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; CICR'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
MARKA
© 2017 - Uluslararası Çatışma Çözümleri Araştırma ve Uygulama Merkezi
Bu web sitesi T.C. Doğu Marmara Kalkınma Ajansının desteklediği “MARKA/11-01/TD01-030” 2011 yılı Teknik Destek Projesi kapsamında hazırlanmıştır.
İçerik ile ilgili tek sorumluluk YALOVA ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI ÇATIŞMA ÇÖZÜMLERİ UYGULAMA ve ARAŞTIRMA MERKEZİ 'ne aittir ve T.C. Doğu Marmara Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz.