Yazılar
 
Burcu Sevim
bbb@hotmail.com

İspanya'da Ayrılıkçı Sesler

 Burcu SEVİM (Avrupa Masası)
 

Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz etkilerini siyasi alanda da göstermeye başladı. Bunun ardındaki neden kuşkusuz, hükümetlerin katı kemer sıkma politikaları uyguluyor olmalarıdır. Bu kemer sıkma politikalarına tepki gösteren kesim, bir bakıma ülkelerin “burjuva sınıfları”. Ülkelerinde yaşanan ekonomik krizin kendilerini etkilemesini istemeyen bu sınıflar, her geçen gün bağımsızlık iddialarını güçlendiriyorlar. Avrupa’daki bu hareketlerin en güçlü hissedildiği yerlerden ikisi de İspanya’nın Bask ve Katalonya Bölgeleridir.

Eylül 2008’de başlayan ekonomik kriz, İspanya’nın ekonomisinde çok derin yaralar açtı. Euro bölgesinde yaşanan bu krizin temelinde ülkelerin iç ekonomilerindeki problemler yer almaktadır. 2009’da yaşanan konut krizi, en çok bankacılık sektörünü etkiledi. Çöken inşaat şirketleri ve borçlarını ödemeye çalışan halk diğer sektörlere olan yatırımı da azalttı. 2008 yılında krizden önce çalışanların %11’i inşaat sektöründeydi, bu sektörde yaşanan sıkıntılar şüphesiz bütün ülke ekonomisini etkiledi ve işsizlik oranı ülke genelinde, 2011’de %20’ye yükseldi. Yaşanan ekonomik krizde, İspanya’nın siyasi yapısından kaynaklanan, özerk bölgesel yönetimlerin izledikleri gevşek mali politikaların da etkisinin olduğunu söyleyebiliriz.

İç politikaların yanı sıra Euro kullanımından kaynaklanan dış sorunların da bu krizde etkisi hissediliyor.  Avrupa Birliği’ndeki ülkelerin aynı para birimini kullanmalarına karşın ülkelerinde uyguladıkları mali harcama ve vergilendirme politikaları bir birlik oluşturmalarını engelledi ve "Ortak para birimi, ortak ekonomi olmadan yürümüyor.” görüşleri haklı çıktı.  Yaşanan krizler, ülkeleri kemer sıkma politikalarına yöneltti fakat bu politikalar da kendi içinde bir kısır döngü yarattı. Tüketici harcamalarının olumsuz etkilenmesi bütün büyüme planlarının askıya alınmasına neden oldu. Ayrıca işsizlik oranının 2013’ün ilk çeyreğinde, tarihi bir rekor kırarak %27.2’ye yükselmesi durumun ciddiyetini gösteriyor.

Ekonomide yaşanan bu sıkıntılardan faydalanmak isteyen İspanya’nın Katalonya ve Bask Bölgeleri bağımsızlık isteklerini tekrarladılar. Ekonomik krizden önce de var olan bu sesler, krizle birlikte kendilerine boşluk bulup daha da güçlü çıkmaya başladı.

Katalonya; İspanya’nın kuzey doğusunda, 7 milyon nüfuslu özerk bir bölgedir. Bu bölge İspanya’nın en zengin bölgesidir. Katalanların ekonomik durumunun diğer bölgelerden iyi olması ayrılıkçı seslerin odak noktasını oluşturuyor. Katalanların bağımsızlığını savunan liderlerden biri olan Artur Mas, “Katalonya, İspanya’nın yükünü çekmek zorunda değil.” diyerek tepkilerinin odak noktasını belirtmişti.[1] İspanya’nın ekonomik durumu kötüleştikçe bunun sorunluluğunu paylaşmak yerine, Britanya’daki İskoçlar ve Belçika’daki Flamanlar gibi Katalanlar da bu kötü durumu kullanarak bağımsızlıklarını istiyorlar.[2]

Tepkilerini uluslararası arenaya da yansıtmaya başlayan Katalanlar, ilk olarak Eylül 2012’de, Barcelona’da yapılan bir mitingde, 1.5 milyon Katalan’ı bir araya getirdi. Ardından 25 Kasım 2012’de Katalonya Bölgesel Parlamentosu,  bağımsızlık için referandum kararı aldı fakat İspanya merkezi hükümetinin sert tepkisiyle karşılaştı. Madrid yönetimi ne referanduma ne de bağımsızlığa izin vermeyeceğini açıkladı.[3] Buna karşılık olarak, Katalonya Parlamentosu’nda, 23 Ocak 2013’te bir egemenlik bildirgesi yayınlandı. Bu bildirgenin hiçbir yaptırımının olmamasına karşın sembolik olarak, Katalanlar için büyük önem taşıyor. Son olarak da Katalanların, merkezi hükümeti Avrupa Birliği’ne şikayet ettikleri biliniyor.[4] Şikayetin nedeni ise; merkezi hükümetin kendilerine borçları konusunda yardım etmemesidir. Katalonya, İspanya’nın en zengin aynı zamanda da en borçlu bölgesidir ve bu yüzden birçok defa merkezi hükümetten yardım talebinde bulundu.

Merkezi yönetimin olası bir referandumun anayasaya aykırı olduğunu belirtmesine aldırış etmeyen Katalanlar, “kendi kaderlerini tayin hakkı için” bu oylamada ısrar ediyor. El Pais gazetesinin anketine göre olası bir referandumda, Katalan halkın %46’sı evet, %42’si hayır oyu kullanacak. En son yapılan bölgesel parlamento seçimlerini de Artur Mas’ın önderliğindeki bağımsızlık konusunda ısrarcı, Yönelim ve Birlik (CIU) Partisi, 135 koltuklu Katalan Parlamentosu’nda 50 koltuk kazanarak seçimin galibi oldu.[5] CIU lideri bağımsızlık yolunda ilerleyeceklerini söyledi ve “Çok daha karışık bir duruma gelsek de, referandumu sonuçlandırmayı deneyeceğim.” ifadesini kullandı.[6]

Bağımsızlık iddiasıyla gündeme gelen bir diğer bölge olan Bask; İspanya’nın kuzeyindeki 2 milyon nüfuslu özerk bir bölgedir. Bu bölge, kişi başına düşen milli gelir bakımından ülkenin en zengin bölgesidir. Bask bağımsızlık hareketinin Katalonya’dakinden farkı ETA (Euskadı Ta Askatasuna) gibi tam bağımsızlık için silahlı mücadele veren bir terör örgütüne sahip olmalarıdır. Başlarda ETA; birkaç üniversite öğrencisinin oluşturduğu “Franco diktatörlüğüne” karşı kurulmuş bir örgütken, bugün tam bağımsızlık için uluslararası arenada ses getiren bir örgüt haline geldi. 2006 yılında merkezi hükümetin Katalanlar ile yaptığı yeni özerklik yasasının da etkisiyle “sürekli ateşkes” ilan etti fakat Madrid Havaalanı saldırısıyla birlikte bu ateşkes uzun sürmedi ve Madrid ile görüşmeler son buldu. Görüşmelerin devam edebilmesi için hükümet ETA örgütünün silah bırakmasını ve kendini feshetmesini istedi. Ardından 2011’de ETA, 43 yıl sürdürdüğü silahlı mücadelenin sonlandığını duyurdu ve bugüne kadar hiçbir silahlı eylemde bulunmadı ancak henüz kendini feshetmemesi silahlı mücadelelerinin herhangi bir istikrarsızlık ortamında yeniden başlayacağının göstergesi olabilir.

Buradaki bağımsızlık hareketlerinin çıkış noktası ekonomik krizden önce de savunulan Bask milliyetçiliğidir. Savunulan milliyetçiliğin kökenleri merkezi yönetimle yaşanan sorunlara dayanıyor. Merkezi yönetimin uyguladığı baskıcı politikalarla birlikte Bask milliyetçiliği kendini göstermeye başladı.

 Bask, İspanya’daki ekonomik krizden en az etkilenen bölgedir. Katalanlar ile birlikte İspanya’nın en yüksek vergilerini verdikleri halde, kamu harcamalarından yeterince faydalanamıyor olmaları krizin etkileri arasında gösterilebilir. İspanya başbakanı ile Bask Bölgesi hükümetinin lideriyle yapılan görüşmeler sonrası, merkezi hükümet bu bölgenin de bağımsızlığına karşı çıktı ve müzakere edilecek hiçbir şeyin olmadığını açıkladı.

Her iki bölge de bağımsızlıklarını kazanmaları halinde Avrupa Birliği ile görüşmeleri başlatmak istiyor. Sloganları ise; “İspanya’ya hayır, Avrupa Birliği’ne evet!”. Fakat bağımsızlık istemleri anayasaya aykırı olduğu için merkezi hükümet tarafından kabul göreceğe benzemiyor. Her ne kadar liderler bağımsızlıklarını kazanacaklarına inansalar da İspanya halkı yapılan anketlerde bu bölgelerin bağımsızlıklarını kabul etmiyor.

Sonuç olarak; İspanya’daki ekonomik kriz, siyasi ve sosyal yapıyı da etkiledi. Ülkede çıkan bölünme hareketleri endişe yaratacak boyutta. Öyle ki; birkaç ülkede daha görülen bu ayrılıkçı hareketler “Avrupa’nın Balkanlaşması” korkusunu yarattı. Ayrıca bir diğer korku da bağımsızlık hareketlerinin ülkenin merkezlerini de etkileyerek “devrimci bir niteliğe” bürünmesidir. Ülkelerde yaşanan bu iç sorunlar, bir dış sorun haline gelerek tüm dünyayı etkiliyor.



[1] http://nuve.biz/2012/12/29/avrupanin-balkanlasmasi-ve-ayrilikci-hareketler/
[2] http://www.abhaber.com/makaleler/gorus-makaleler/makaleler/avrupa-da-ayrilikcilik-045920
[3] http://www.turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?ID=569277#.UZZ8BKJBfoQ
[4] http://www.cnbce.com/haberler/dis-haber/katalanlar-ispanya-yi-sikayet-etti

[5]“İspanya’nın yönetim şekli parlamenter demokrasiye dayalı monarşidir. Fakat kralın yetkileri büyük ölçüde semboliktir. Ülkenin idari yapısı Merkezi Hükümet ve 17 Özerk Yönetim ile iki öz yönetimli şehirden (Ceuta ve Melilla) oluşur. 1978 Anayasası, İspanyol ulusunun bölünmezliği ilkesi dahilinde İspanya’yı oluşturan bölgelerin özerkliğini tanımakta ve haklarını teminat altına almaktadır. Anayasa dışında, 17 bölgeden her birinin kendisine ait özerklik yasası bulunmaktadır. Bölgelerin kendi parlamento ve yürütme organları vardır.” http://www.mfa.gov.tr/ispanya-siyasi-gorunumu.tr.mfa

[6] http://www.hurriyet.com.tr/planet/22016208.asp
29.10.2013 23:42


Bu makale, http://cicr.yalova.edu.tr/?p=article_detail&id=27&lg=tr adresinden 24.09.2017 12:51 zamanında yazdırılmıştır.