Yazılar
 
Tuğçem Karaman
ttt@hotmail.com

Yunanistan'daki Ekonomik Kriz ve Etkileri

 Tuğçem Karaman (Avrupa Masası)

 

2008 yılının sonlarına doğru ABD’de ortaya çıkan ve Yunanistan, Portekiz, İtalya, İspanya gibi birçok Avrupa ülkesini de etkileyen finansal kriz tüm dünya piyasalarını derinden etkileyip küresel bir boyut kazanmıştır. Ve kriz en şiddetli Yunanistan’ı etkilemiştir. Yunanistan dışında pek çok ülke de bu “küresel finansal kriz”den etkilenmiştir ancak Yunanistan’ın iflasa kadar sürüklenmesi onu bu süreçteki en hasarlı ülke yapmıştır. Krizin temel nedenlerine bakıldığında ilk olarak 2008 yılında ABD’nin gayrimenkul piyasasında yaşanan zincirleme iflaslar göze çarpar. 2000li yıllar boyunca gayrimenkul piyasasında yapılan, özellikle emlak piyasasında halka sunulan kolay satış imkanları yani “mortgage” sisteminin 2008 yılına gelindiğinde patlak vermesi ABD finansal piyasasını oldukça karıştırmıştır. Yüksek fiyatlı gayrimenkuller kolay kredilerle satışa sunulurken, konut fiyatları düşüşe geçmiş ve kredi piyasası çökmüş;hem kredi alan halk zarara uğramış hem de bu sektördeki bankalar iflasa sürüklenmiştir. Amerika’da bu şekilde patlak veren kriz tüm Avrupa ülkelerine yayılmıştır. Ancak Yunanistan zaten ekonomik ve sanayi açıdan sürekli olarak diğer Avrupa ülkelerine bağımlı bir tutum sergilediği için krizdeki en zayıf halka olmaktan kurtulamamıştır.

Yunanistan’ın bu kadar hasar almasındaki nedenlere bakılacak olursa, öncelikle AB üyesi olmalarıyla birlikte değiştirilen para biriminin yarattığı etiklerden bahsedilebilinir. Ortak para birimi olan Euro, Avrupa Merkez Bankası aracılığıyla kontrol edilmekte, akışı tek bir yerden sağlanmaktadır. Bu da bir ülkede rastlanan finansal sorunun diğer ülkeleri de aksatması demektir. Bir makine gibi işleyen para akışı, Yunanistan’ın kısa sürede etkilenmesine sebep olmuştur. Yani Yunanistan kendine ait bir para birimine sahip olsaydı, devalüasyon yoluna gidip çeşitli önlemlerle alacağı hasarı en aza indirmeyi deneyebilirdi.

Yunanistan’ın krizden önce de diğer Avrupa ülkelerine ticari açığı olan bir ülke olduğu aşikardır. Yunanistan bu durumdan kurtulmak için çeşitli reformlar yapmayı planladıysa da krize hazırlıksız yakalanmıştır. Mali kaynaklarının dış borçlara akması, böyle bir süreçte finansal zorlukları daha da arttırmıştır. Yıllardır süregelen borçlar, tasarruf planlarını ertelemeye neden olmuş, ithalat ihracat gelir dengesini bozmuş ve zaten yapılandırılması gereken finansal durum kriz de gelince tamamen bozulmuştur. Özellikle vergiler konusunda ve kamu yatırımındaki yetersizlikler bu küresel kriz ortamından önce çözülmüş olsaydı yararlı olabilirdi; vergi oranlarının ve KDV’nin düzenlenmesi, borç ödemelerinin yapılandırılması, istihdam düzenlemeleri ile yaşanan işsizlik ve iflaslar önlenebilirdi.

Uluslar arası sistemde Yunanistan’ın realizme uygun hareket ettiği görülmektedir. Buna göre gerekli savunma harcamalarına da değinilmelidir. Yunanistan askeri gücü için bol miktarda yatırım yapmaktadır. Tarihsel süreçte Türkiye ile adalar, mübadele, Kıbrıs gibi konularda sorunları olan Yunanistan’ın, Türkiye’nin askeri gücüne yetişme amacıyla askeri harcamaları katlanmıştır. Ayrıca “1980’li yıllardan itibaren PKK terör örgütüne kendi sınırlarında BM denetimi altında bulunan mülteci kampında kucak açıp örgütü askeri ve ekonomik açıdan desteklemesi”1 de bu harcamalara bir örnektir.

Yunanistan’ın dış borçlarının artmasına neden olan kamu harcamaları halkın da öfkesini arttırmıştır. Artan işsizlik, yükselen enflasyon, iflas eden bankalar, kanallar ve şirketler derken halk da ayaklanmalara başlamıştır. Öyle ki her gün yayınlanan intihar, protesto ve isyan haberleri, olayların başladığı tarihten günümüze dek katlanarak devam etmektedir. Uluslar arası medyada hemen hemen her gün Yunanistan’da kriz sonrası problemlerin haberleri yer almaktadır. İlk olarak 2008’de polis tarafından öldürülen bir Yunan genciyle yankı bulmaya başlayan bu haberler, kriz halindeki halkın içinde bulunduğu kötü durumu tüm dünyaya açıkça göstermektedir. Halk bu durumun sorumlusunun açıkça “beceriksiz hükümet ve sermaye çevreleri” olduğunu savunmakta ve “faturanın kendilerine kesilmesine” karşı çıkmak için basında yer bulan olaylara başvurmaktadırlar. Aslına bakılırsa Yunanistan’daki sendikalar güçlü bir unsur olduğu için bu tür faaliyetler kriz öncesinde de normal karşılanıyordu ancak süreçle birlikte protestolar hemen her gün yapılmaya başlandı. Hatta bu protestolar her kamu kuruluşuna yayıldı. Bu tip protestolara karşın Yunan hükümeti kalkınma planı çerçevesinde “2014 yılı sonuna kadar 15 bin memurun işten çıkarılmasının kararlaştırıldığını” açıkladı. Yunanistan Başbakanı Samaras’a göre reformların uygulanması durumunda ülkenin kısa süre içinde “memorandumlara” yani yardım anlaşmalarına bağımlı olma durumundan kurtulması planlanıyor. Ancak halk, devletin gerçekleştirdiği kalkınma planlarına rağmen işsizliğe bir çare bulunamamasına öfkeli ve basında yankı bulan gösterilere devam etmekte. Sürecin önceki yıllarında da Avrupa Birliği’nden gelen yardımlar krizi sonlandıramadığı için halkın güveni sarsılmış durumdadır. Yardım paketleri incelenecek olursa; ilk yardım “AB ve IMF’den 2010 yılının mayıs ayında toplam 200 Euro’luk” bir miktar idi. “2011 temmuz ayında da yapılan AB zirvesi sonucunda en az 15 yıl ve en fazla 30 yıl vadeli kredi paketi verilmesi kararına” ulaşılmıştır. En son 25 Mart 2013’te IMF’nin açıkladığı karara göre “10 milyar Euro’luk bir kurtarma programı uygulanacağı” açıklandı. Bunun gibi yardım paketlerine karşılık Yunanistan sadece “%2’lik” gibi yetersiz bir büyüme ile sorunu çözebilecek kapasiteye ulaşamamıştır. Bu yüzden Yunanistan ek reçetelere yönelmek zorunda kalmaktadır. Öyle ki geçtiğimiz ay Yunanistan’ın, ”Lefkoşa, Brüksel, Londra ve Belgrad’da bulunan 4 gayrimenkulünü 41, 1 milyon Euro karşılığında sattığı” belirtildi. Yunanistan bu gibi nakit kazanımlarıyla ve 2015 yılının sonuna dek yapacağı özelleştirmelerle “50 milyon Euro” civarında bir gelir kazanmayı planlıyor. Bunlara karşılık Yunanistan’ın halka en az zararla bu süreci atlatması imkansız gibi görünmektedir. 30 Nisan 2013 tarihli haberlere göre, Yunanistan’daki işten çıkarılmaların artacağına dair “15 bin kişi işsiz kalacak” haberi doğrulandı ve bu durum protestoların daha da alevlenmesine sebebiyet verdi.

Sonuç olarak Yunanistan dolaylı yoldan ama çok ciddi biçimde etkilendiği bu krizi atlatmaya yönelik çalışmalarını yaparken Yunanistan halkı birçok zarara uğramıştır ve uğramaya devam etmektedir. İşten çıkarmalar ve kamu gayrimenkullerinin özelleştirilmesi yoluyla sağlanmaya çalışılan tedbirler halkın tepkisiyle uluslar arası arenada günden güne sesini arttırmakta ve iflasta olan Yunanistan’ı sıkıştırmaktadır. Şu an uygulanmaya çalışılan tedbirler kriz öncesi hayata geçirilmiş olsa idi Yunanistan da diğer Euro bölgesi ülkeleri kadar az miktarda bir zarar ile bu süreci atlatma şansına sahip olabilirdi.

1)http://www. bilgesam. org/tr/index. php?option=com_content&view=article&id=1233:yunanistan

2)http://www. cnnturk. com/2013/ekonomi/dunya/04/17/yunanistanda. doktorlar. grevde/704493. 0/index. html



29.10.2013 23:49


Bu makale, http://cicr.yalova.edu.tr/?p=article_detail&id=30&lg=tr adresinden 24.09.2017 12:48 zamanında yazdırılmıştır.